Tick Tock

Time = Life, Therefore, waste your time and waste of your life, or master your time and master your life.
-Alan Lakein

"böyle sulu göz değilim aslında ama ne yapayım mutluyum bugün!"

"yukarıyla konuştum, adalet diye bir şey yokmuş…"

"kötülük sıradanlıkta gizlidir"

Saat On İkiyi Beş Geçiyordu

Zaman, can çekişirken,
Akrep yelkovan, arasında;
Bir adım öteye gidemezken geceden,
Ay, ışığını çekerken sinesine,
Yıldızlar çekilirken kuytu karanlıklara,
Hüzün, bakır bir çaydanlıkta demleniyordu,
Ve ben, son sigaramdaki dumanları da hapsediyordum içime,
Saat on ikiyi beş geçiyordu.

Ekmek bıçağında dilimleniyordu ömrüm;
Masum, yalınayak çocukluğum;
Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,
Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına,
Düş bahçelerim yağmalanıyordu,
Herkes payına düşeni alıp giderken.
Bütün kimsesizliğimle,
Bütün çaresizliğimle,
Bütün çıplaklığımla, kalıyordum karanlığın koynunda;
Üşüyordum,
Tepeden tırnağa buz kesiyordu yalnızlık.
Saat on ikiyi beş geçiyordu.

Dişlerimle, şafağı sökmek isterken karanlığın göğsünden;
Gün ağarıyordu saçlarıma,
Tel tel,
Raylarımdan çıkıyordum,
Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
Savruluyordum,
Bir cinayete kurban gidiyordum,
Kaza süsü verilmiş,
Faili meçhul bir ölüm biçiyordu terzi masasında,
Bir tabuta çivileniyordum.
Saat on ikiyi beş geçiyordu.

Oda…

herkesin var bir anısı vardı bu odayla ama benimki farklıydı… ben çocukuğumun en güzel anlarını bu odada, seninle geçirdim. bu oda bana hep seni hatırlatmıştır.sen ben ve bu devasa oda… içinde küçük hayaller olan bu büyük oda…

sen bu odada olanları hatırlıyor musun bilmem ama ben hatırlıyorum. sen hep derdin “erkekler, kız oyuncaklarıyla oynamaz” diye ama bir seferinde o küçük pembe atlarla oynamıştık birlikte. almıştın eline o küçük makası ve kesmiştin atın saçını ve erkeğe çevirmiştin onu ,sonra da büyük bir gururla “şimdi oynayabiliriz” demiştin. çok korkmuştum annem kızıcak diye, kıyamamıştın bana. o cin gözlerinle bana bakıp “merak etme, annene benim kestiğimi söyle, inanmazsa ‘ben bu kadar düzgün kesemem ancak Ç***n abi bu kadar düzgün keser’ de. o zaman inanır” demiştin. gerçektende düzgün kesmiştin saçlarını. bende anneme aynen o cümleyi söylemiştim;

“Ç***n abi kesti saçını hem ben bu kadar düzgün kesemem ancak Ç***n abi bu kadar düzgün keser…”

sonra bir keresinde bu büyük odada yakalamaca oynamıştık seninle. sen köpek olmuştun, bende kedi. dizlerimizin üzerinde emekleyerek… ben “‘miyav’layarak kaçmıştım senden, sende ‘hav’layarak kovalamıştın beni.

birde şey vardı, beni gıdıklamıştın. ben çok mutsuzdum annem bana kızmış, bağırmıştı ve belki de vurmuştu. o kahverengi kanepenin üzerinde ağlıyordum, sonra sen gelmiştin. yanıma oturup beni gıdıklamaya başlamıştın. biraz direndikten sonra pes etmiş ve kahkahalar atmaya başlamıştım. sende parmaklarının ucuyla kalan yaşlarımı toplamıştın…

sonra bir keresinde de birlikte uyumuştuk bu odada. hatırlıyor musun, bir film izlemiştik yatmadan öncede ben çok korkmuştum, sende korkmuştun inkar etme. koltukları birleştirmiştik ve korkmadığımızı inkar ederek uyuyakalmış ve kabuslar görmekten birbirimize sarılarak kurtulmuştuk.

bu büyük oda bizim sığnamızdı. bizi tüm dünyadan koruyan bir kalkandı. bizi biz yapardı. şimdi bakıyorumda ne biz kalmışız ne de oda. aslında büyük bir oda değilmiş, küçükmüş, küçücükmüş. onu, o oda yapan bizmişiz, onu büyülten bizim birlikteliğimizmiş…

şimdi bu küçük oda da oturuyorum, duvarla üstüme geliyor. ve seni düşünüyorum, seni ne kadar sevdiğimi, seninle aramızın ne kadar açıldığını…

keşke bu odayı tekrar büyültmenin bir yolu olsaydı…

DEATH OF AN INNOCENT

I went to a party Mom,

I remembered what you said.

You told me not to drink, Mom,

So I drank soda instead.

I really felt proud inside, Mom,

The way you said I would.

I didn’t drink and drive, Mom,

Even though the others said I should.

I know I did the right thing, Mom,

I know you are always right.

Now the party is finally ending, Mom,

As everyone is driving out of sight.

As I got into my car, Mom,

I knew I’d get home in one piece.

Because of the way you raised me,

So responsible and sweet.

I started to drive away, Mom,

But as I pulled out into the road,

The other car didn’t see me, Mom,

And hit me like a load.

As I lay there on the pavement, Mom,

I hear the policeman say,

“The other guy is drunk,” Mom,

And now I’m the one who will pay.

I’m lying here dying, Mom….

I wish you’d get here soon.

How could this happen to me, Mom?

My life just burst like a balloon.

There is blood all around me, Mom,

And most of it is mine.

I hear the medic say, Mom,

I’ll die in a short time.

I just wanted to tell you, Mom,

I swear I didn’t drink.

It was the others, Mom.

The others didn’t think.

He was probably at the same party as I.

The only difference is, he drank

And I will die.

Why do people drink, Mom?

It can ruin your whole life.

I’m feeling sharp pains now.

Pains just like a knife.

The guy who hit me is walking, Mom,

And I don’t think it’s fair.

I’m lying here dying And all he can do is stare.

Tell my brother not to cry, Mom.

Tell Daddy to be brave.

And when I go to heaven, Mom,

Put “Daddy’s Girl” on my grave.

Someone should have told him, Mom,

Not to drink and drive.

If only they had told him, Mom,

I would still be alive.

My breath is getting shorter, Mom.

I’m becoming very scared.

Please don’t cry for me, Mom.

When I needed you,

you were always there.

I have one last question,

Mom. Before I say good bye.

I didn’t drink and drive,

So why am I the one to die?

Reblogged from replikler-047

(Source: replikler-047)

birinin kalbinde milyonlarca kişiyle birlikte olmaktansa, onun kalbinde tek olmak istiyorum

Adam Fawer

Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci; sahneye fırlayıp Romeo’nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır. Sonunda geminin batacağı bilindiği halde titanic defalarca izlenmiştir. Bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın.

Çünkü: Romeo ölmeli, titanic batmalı ama aşk herşeye rağmen yaşanmalı…

Zaman geçti ve birçok kadın sevdim. Beni kendilerine yakın tuttuklarında ve bana kendilerini hatırlayacak mıyım diye sorduklarında “evet, seni hatırlayacağım” diyordum. Ama asla unutamadığım kadın, bunu bana hiç sormayandı…

Zaman geçti ve birçok kadın sevdim. Beni kendilerine yakın tuttuklarında ve bana kendilerini hatırlayacak mıyım diye sorduklarında “evet, seni hatırlayacağım” diyordum. Ama asla unutamadığım kadın, bunu bana hiç sormayandı…